Print Shortlink

HAYVANLAŞMANIN EŞİĞİNDE

2012 Ekim 19

 

Erdoğan Ermenilerin kafasını kesip de poz verecek bir gün, Alevinin kafasını kesip Dersim’de poz verecek kesik kafalar önünde. Tüm Anadolu halklarını soykırımdan geçirecek, hatıra diye halkların kafalar.

Medeniyet dedikleri ne olabilir? Her  hükümeti ve devlet yetkililerini dinleyince dehşete düşüyorum. Türkiye Cumhuriyeti başbakanını dinleyince de keza aynı! Ben teröriste ağlamam diyor zatıâlisi. Yanisi şu; ben ölen hiçbir Kürd’e, insana ağlamam diyor: ee kime ağlayacak başbakan? Elbet Cemaate, faşistlere, ırkçılara ağlayacak. Her ölümde neredeyse göbek atacak! Ağlamayacağım diyor, ölsünler kökleri kurusun diyor Başbakan Recep Paşa ki modern Talat Paşası, Enver Paşası Cumhuriyet’in!

Erdoğan Ermenilerin kafasını kesip de poz verecek bir gün, Alevinin kafasını kesip Dersim’de poz verecek kesik kafalar önünde. Tüm Anadolu halklarını soykırımdan geçirecek,  hatıra diye  halkların kafaları, cesetleri önünde poz verecek, sonra da “Yurtta sulh, Cihanda sulh” diyecek: bu ne vahşiliktir ey başbakan!

“Şimdi ise 10 bin insan açlık grevinde ama ortalıkta ne basın var ne hükümet; var ne devlet var ne de politikacılar… Sanki tüm vicdanlar kör, sağır, lal olmuş.

36 gün

Dile kolay 36 gün

10 bini aşkın insane

Kimliği, dili, dini davayı bir kenara bırakın 10 BİNİ AŞKIN İNSAN…

Onlarla birlikte endişe içinde bekleyen aileler 1O BİNLERCE AİLE

Cezaevlerinden an be an gelebilecek ölüm haberleri…

Endişe içinde bekleyen insanlar ve onlar için kurulan hayaller…

Ama vicdanı kısır bir başbakan ve fahişesi bir medya….

Ve bunların yaratıcıları bir koyun sürüsü halk…

Oradan gelebilecek herhangi bir ölüm haberi ile yıkılacak umut duvarları

Sonrasında kin ve nefret duvarları

Dağlar, savaşlar ve döngü…

İşte bütün mesele bu…

Ya seveceksin yaşayarak

Ya da öleceksin kendin olarak

Onlar kendileri olmayı seçtiler ve şimdi ölüme doğru yol alıyorlar

Uyuma ey vicdan, 10 bini aşkın kişi kendi kalarak ölmeyi değil

Kendileri kalarak yaşamak istiyorlar…

Hepsi bu.”

 

Tarih yanılgılarla doludur. Sayfaları acı ve soykırımlarla, katliamlarla doludur. Ve gülünç sahte sayfalarla doludur ve kirletilerek günümüze kadar devam etmektedir. Halkların ve ezilenlerin korkunç bir biçimde birbirlerine karşı kullanılmalarıdır. Öte yanda milyonlarca insan topraklar üstünde kanını dökmüştür, Halklar toprakları  kanlarıyla sulamıştır. Uğrunda halkların can verdiği bu topraklar üzerinde bayraklar açılmıştır. İşte zulmün sarayında oturan sultanlar, padişahlar, imparatorluklar: Talat Paşalar, Enver Paşalar ve günümüzdeki Erdoğancılar, Cemaatçiler ve Çarlar… Bunlar kaynaklara, eserlere o kendi kirli isimlerini yazdırıp tarihi böyle kirletmişlerdir. Tarihin gerçek yönü ise sınıfların, ezenlerin davası; ezenle ezilen; sömürenle sömürülenler arasındaki var olma, yok olma savaşıdır. Yani sömürülen ve baskıdan yana olan güçlerle insanın insan tarafından sömürülmesine karşı olanın mücadelesidir. Bu konuda Kürt halkı da  uzun bir tarihi dönem geçirerek varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir. Tarihte zengin bir insanlık kültürü ortamında yabancı egemenliğine hakim sınıflara  ve doğaya karşı amansız bir savaş içinde oluşmuş Kürt yiğitliği mertliği biçimde somutlaşıp Kürt halkının direnme tarihi olmuştur. Günümüzde Türk, Fars ve Arap sömürgeciliği tarafından talan edilmekte Kürt halkı. Bu sömürgeci, işgalci güçler tarafından… Tarih boyunca bu işgalci güçler daha önce yok ettiği Ermeniler, Keldaniler, Süryaniler, Asuriler, Êzidilerden sonra şimdi de Kürtleri yok etmek istiyorlar. Bu saydığımız halkların yer altı ve yer üstü kültürünü, zenginliklerini, dillerini, siyasal, sosyal ve ekonomik ve ideolojik zenginliklerini bastırıp bağımsızlık nedir bilmeyen emeğine, ulusuna ve giderek insanlığa yabancılaşmış hayvanlaşmanın eşiğinde bir insanlık tipi oluşturmak istiyorlar. Kendi eserleri olan bu vahşi tipi, medeni insan diye insanlığa sunmaları trajikomiktir.

 

Kaynak

Aykiridogrular

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.