Print Shortlink

Hanasor harekâtının ebedi ahlak dersi

2012 Temmuz 27

 

 

JAK H. HAGOPYAN

115 yıldan beri, her yılın 25 Temmuz’unda Ermeni halkı, Hanasor Ovası’na yağan “doluyu” anmaktadır. Ermeni bileğinin gücünün görülmemiş eylemlerinden biri, Van devrimci seçkisinin yok edilmesinin sonucunda hâsıl olan ümitsizlik dönemi sonrasında Ermeni devrimciliği için o günlerde görülmemiş itici bir gücü ve nihayet, Ermeni fedai hareketinin, Ermeni milli ahlaki değer sistemini zenginleştirerek, nesilden nesle miras bırakmış olduğu ebedi ahlak derslerini anmaktadır.

Hanasor Ovası’na yağan “doluyu” tabiidir ki kelimenin tam manasıyla değil, Ermeni fedaileri tarafından, 1896’daki Hamidiye katliamlarının başlıca aktörlerinden olan Kürt Mazrig aşiretinin tepesine yağdırmış olduğu “dolu” olarak anlamak lazımdır. Bu girişimle merkezi Osmanlı yönetimine ve Batı Ermenistan köyleri ve şehirlerinde korku ve dehşet saçan müttefik Kürt aşiretlerine güçlü bir mesaj vermek niyeti vardı. Bu mesaj, Ermeni katliamlarında kanlı bir rol oynamış olan Kürt Mazrig nesli erkeklerinin tamamen imha edilmesiyle yerine ulaşmıştır.

Ermeni fedailer, Hanasor harekâtı esnasında kadın ve çocuklara karşı kesinlikle güç kullanılmamasıyla ahlaki bir ders vermiştir. “Kadınlara kesinlikle el sürülmeyecektir”. Bu ahlak prensibini kendilerine şiar edinen Ermeni fedaileri, çağdaş Ermeni tarihinin en parlak sayfalarından birini yazdılar. Tabiidir ki, bu ahlaki ders sadece Ermeni halkı tarafından değil, tüm halklar, özellikle de milli kurtuluş mücadelesi sürdüren toplumlar tarafından gerçekleştirilebilir. Devrimler ve milli kurtuluş mücadeleleri, zayıflara karşı güç kullanmama konusundaki ahlaki karakterlerini kaybettiklerinde, varoluş temellerinden birini kaybetmiş olurlar. Örneğin, bugünlerde bazı hareketler kendilerini “devrimci” olarak nitelendirmekle birlikte, kadın, çocuk ve zayıfların öldürülmesini çeşitli sebeplerle aklamakta ve tam da bu açıdan, insanların akıllarında bu hareketin haklı bir devrim olduğuna dair şüpheler yaratmaktadır. Hanasor harekâtı değerlendirildiğinde, bu açıdan da Ermeni milli kurtuluş mücadelesinin en parlak sayfalarından biri olup, devrimci faaliyetin ahlaki yüceliğini göstermektedir.

Ermeni milli kurtuluş mücadelesi elemanlarının, kendilerini devrim fikrine adamış kişiler olduklarını konusunda kimsede şüphe uyanmasın. Onlar dünya nimetlerinden, geçici azametlerden ve sandalye rüyalarından kendilerini mahrum ederek, kendini feda etme anlayışıyla ilk çağlardaki Hıristiyanlara benzemekteydi.

“İçinizden birinciler sonuncu ve sonuncular birinci olacaktır”. Hanasor harekâtının yönetim olayı ile bu harekâtın yönetiminin kimler tarafından gerçekleştirilmiş olduğuna bakınca, İsa Mesih’in bu sözlerini %100 yerine getirilmiş olarak görmekteyiz. Büyük fedai başı Nigol Duman, bu harekâtın esas sorumlusunun, hatta esas kumandanının kendisi olması gerektiği konusunda itiraz edebilirdi. Fakat öyle olmadı. Bu harekâtın düzenlenmesi ve yerine getirilmesi konusunda doğrudan rol almış olmasına rağmen, bunu yapmayarak son derece alçakgönüllü olduğunu, dünya gösterişlerinden feragat etmiş olduğunu gösterdi. Bu cezai işlemin başarıya ulaşması uğruna, bu harekâttaki rolü bir çavuş seviyesinde olabilirdi ve bu ahlak prensipleri ve vizyonu üzerinde kurulu bir operasyon mutlaka başarıya ulaşacaktı.

Devrimci faaliyetin ikinci esas prensibi, disiplindir, devrimci teşkilatın, bu durumda EDF’nun verdiği kararı yerine getirmek ve hiçbir zorluk ve engel karşısında geri durmamak. Bu prensip, Hanasor harekâtını Ermeni devriminin başlangıç aşamasının en önemli girişimlerinden biri haline getirdi.

Kesin disiplin, devrimci teşkilatın talimat ve kararlarını yerine getirme konusundaki kendini feda etme azmi ve kararlılığı, iradenin olduğu hallerde en zor milli planların ve girişimlerin dahi gerçekleştirilmesinin dahi mümkün olduğunu göstermiştir.

Biz bugün 115 yıllık uzaklıktan, EDF’nun en cüretkâr planlarından biri olan Hanasor harekâtı operasyonunun ayrıntılarını görmekteyiz. Hanasor’un Vardanların, İşhan-Hovsep Arğutyan’ların ve Nigol Duman’ların bakışları, gelecekteki başarılar ve büyük işlerin gerçekleştirilmesi, belirtmiş olduğu devrimci miras ve prensiplerinin takipçisi olmanın ve tüm bunlardan kalıcı ders almanın neticesi olduğunu söyleyebilmek için, birbirini izleyen Taşnagtsagan nesillerine yönelmiştir.

Bugün tekrar sizin hatıranızı anmaktayız, Hanasor yiğitleri! Ve her yılın 25 Temmuz’unda, Ermeni ulusunun arzularının gerçekleşmesi niyetiyle bu olayı kendimize doğrultu almak için sizi anacağız.

 

Kaynak

http://www.aztagdaily.com/archives/76631

Türkçesi: Diran Lokmagözyan

Agunk (Akunq.net)

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.