Print Shortlink

Türk Diasporası mı, beşinci kolon mu?

2012 Haziran 24

 

7-8 Haziran’da çeşitli ülkelerde faaliyet eden Türk kurulıuşlarının yaklaşık 500 temsilcisi Ankara’ya geldi. Dışarıdaki Türkler bu adımla Ermeni Soykırımı’nın uluslararası tanınmasıyla mücadeleye daha sistemli ve düzenli mahiyet vermeye istiyorlar. Türkiye Ermeni Diasporası’na karşı dengeyi, demek Türk Diasporası kurmaya teşebbüs ediyor. Konuya ilişkin “Yergir” gazetesinin muhabiri Şuşan Şahverdyan, Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF-Taşnagtsutyün) Bürosu’nun Ermeni Davası ve Siyasi Sorunlar ofisinin başkanı Giro Manoyan’la bir röportaj yaptı.

– Sayın Manoyan, Türkiye’nin bu girişimi ne kadar ciddi olmakta ve Türk diasporası aceba ne demektir?

– Türkiye tarafından bu gibi girişim yenilik değildir. Onlar bazı ülkelerde yerli Ermeni cemaatine, Ermenistan ve Ermenilerin menfaatlerine karşı yönelik Türk cemaatleri kurarak benzer adımlar artık atmıştır. Belirtmek gerek ki, onlar bunu Azerbaycan’la birlikte yapmışlardır ve kendi açısından bazı başarılara varabildiler. Ancak bu sürekli olmayacak, zira onlar tarafından bu diasporayı kurma ve yönetmeye ilişkin beyanatlar Türk cemaatlerini beşinci kolona dönüştürüyorlar. Yabancı ülkeler ise ne kadar demokratik olsa da kendi içinde beşinci kolonu çekmeyecek. Öyle ki, hem Türkiye’nin ve hem de Azerbaycan’ın bu adımları sonunda başarısızlığa uğratılacak. Onların durumunda bu cemaatler ülkeler tarafından, demek Türkiye ve Azerbaycan tarafından yönetilecek. Ermeni Diasporası’yla iligili durum da farklıdır. Tabii, Ermeni Diasporası’nın Anavatanıyla bağları var, ama bu cemaatler Türk ve Azeri cemaatlerine rağmen Ermenistan Cumhuriyeti büyükelçiliklerinin casusları değldir. Bizim durumumuzda ise ne Diaspora Ermenistan’a ve ne de Ermenistan Diaspora’ya bir şey dikte etmiyor.

 

– Demek, bu yapılar Ermeni Diasporası’na karşı dengeyi olamaz mı?

– Kuşkusuz olamaz; bu farklılığı sözde misafirperver ülkeler de somut olarak farkediyorlar. Mesela, Fransa yerli Ermeni cemaatinin Artsah ve Ermeni Davası sorunlarında hangi görüşte olduğundan iyice haberdar, Türk cemaati ise kendi büyükelçiliğinin sekreteri gibi hareket ediyor. Tabii, Türk lobisi zayıf değildir. Türkiye ile Azerbaycan büyük paraları harcıyor ve Ermeni cemaatlerinin çalışmalarına engelliyorlar. Ama onlar bir şey için yüzlerce veya binlerce sarfederken, Ermeni cemaatleri aynısı daha az finansla, ama daha büyük politik etki sayesinde yapıyorlar.

 

– Düşünce var ki, Fransa cumhurbaşkanının görevinde Hollande’in seçilmesi Ankara’yı endişe etti, zira Hollande Saoykırımlar hakkında yeni yasa tasarısının sunulmasına sadık kalmasını vadetti.

– Cumhurbaşkanı Hollande bu sorun hakkında sadece cumhurbaşkanı adayı değil, ayrıca Sosyalist partisinin yöneticisi olarak ta konuştu. Onun pozisyonu yenilik değildir. Biz onun tarafından vaatlerinin yerine getirileceğini bekliyoruz. Resmi Ankara bunun güya yeni bir başlangıç olduğunu göstermek istiyor, yani onlar Sarkozy’yi değil, tam Hollande’ı tercih ediyordu. Türikye’nin AB’e üye olması sorununda Sarkozy ve Hollande’in pozisyonlarının birbirinden farklı olduğunu belirtmek lazım; Sarkozy Türkiye’nin AB üyeliğine keskince karşı çıkıyordu, Hollande ise bütün ön koşullar yerine getirilirse ve Ermeni Soykırımı’nın gerçeği kabul edilirse Türkiye’nin AB’ne girmesine razı olacak. Bu durumda Türkiye’nin çok memnun olması için sebepler yoktur. Gerçekte Türkiye Soykırımın inakrına ilişkin tasarının sorununda Fransa ile ilişkilerini o kadar düşük düzeyine indirdi ki, şimdi kendi hatalarını düzeltmeye çalışıyor ve Fransa ile normal ilişkilerini iade etmek istiyor.

 

Faktör 301

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.