Print Shortlink

MUŞ SURP GARABED MANASTIRI … DÜN VE BUGÜN

2012 Haziran 11

Muş Aziz Garabed manastırı (Surp Garabed vank), Muş sultan surp Garabed, Klaga vank, İnnagnyan (dokuz çeşme) vank manastırı. ‘Büyük Hayk’ın Duruperan ilin Daron taşranın (günümüzde Türkiye’de) Muş şehrin kuzey-batısında Aşdişad kasabanın hemen yanı başında. Hıristiyan âlemince kutsal sayılan Çengilli (Çanlı Surp Garabed) Kilisesi, ilk dönemlerde ateş tapınağı olarak kullanılmış. Günümüzde Türkiye’nin Çengilli Köyü Yukarı Yongalı Mezrası sınırları içerisinde.

Sasaniler döneminde, MS. 399 yılında Hıristiyan Ermenilerin ibadethanesi. Surp Garabed manastırı Ermeni dini-kültürel bir şaheserdir.

Zenobio Glakom (Zinoviy syriaque), ‘‘Daron Tarihi’’ adlı eserinde yapı hakkında önemli bilgiler aktarıyor. “Ermenilerin Hıristiyanlığı kabul etmesiyle Drtad ‘Drtada III vaptisinden sonra Kirkor Lusavoriç bölgede yeni dini yaymaya başlamıştır. Orada bulunan yerli halkın altınla donattığı tapınağı, Surp Garabed Manastırına dönüştürüyor ve kutsal emanetlerle donatıyor”.

Muş ili Merkez ilçeye bağlı Yaygın Bucağı yakınında, Şerafettin Dağları eteğinde bulunan bu Manastır oldukça geniş bir alana yayılmış olup, 400’e yakın odası bulunmakta idi. Aynı zamanda da içerisindeki kabartmaları ile ün yapmıştı. Taşlarda bulunan, kabartama aslan figürleri yer almaktaydi.  Kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla beraber XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Surp Garabed Manastırın Surp Garabed Kilisesi kesme ve moloz taştan dikdörtgen planlı bir yapı olup, naos (ibadet) kısmının üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kilise çevresinde papaz odaları bulunmaktadır. Ermeni öğrenciler buradaki manastırda eğitim görürlerdi.

Döneminde önemli bir ziyaret yeri olan manastırda, özellikle yortu günlerinde ziyarete gelenlere yemek dağıtılırdı. Özellikle Daron bölgesinde yaşiyanlar için Surp Garabed vankın özel yeri olduğundan Surp Garabed vank üzerine ant içerlerdi.

Surp Garabed vank için bir dizi şiirler ve şarkılar adanmış.

1915 Ermeni Soykırım sonrası ve Ermenilerin yurtlarını terk etmek zorunda kalımalarından hemen sonra, Cengelli Manastır’ı bölge halkının eline geçti. Bölge Halkı’nın inisiytifine kalan tarihi yapı, kısa süre içinde tahrip edilmeye başlandı. Kilisenin tahribi sadece yerli halk tarafından değil civar köy ve ilçe halkları tarafından da tahrip edildi. Manastırın taşları devrin müslüman din oteriteleri tarafından bile yeni inşa etttikleri yapılarda kullanıldı.

Tahrip edilen kilise duvarlarından alınan taşların Solhan, Arakonak, Cengelli Köyü yakınındaki köylüler tarafından alınıp kendi inşa ettikleri yapılarda kullanıldı, günümüzde o taşlar o yerlerde eski yapılarda mevcuttur.

Manastır hakkında Norveçli Misyoner Bodil Ketrin Biorn (1871-1960), kendi arşivinde anlatıyor. 1905’de “Kadın Misyonerler” tarafından Osmanlı İmparatorluğuna gönderilen Biorn ilk olarak Harput’un ilçelerinden Mezre’de, daha sonra Muş’ta çalışmış. 1915’de Muş bölgesinde bulunan Biorn, o dönmede yaşanan Ermeni Soykırımı bölgede çektiği fotoğraflarla anlatmış. Aynı dönmede manastırın fotoğrafları da Norveçli Misyoner Bodil Ketrin Biorn tarafından çekilmiş.

Manastırın kalıntılarına, Çengel Kilise, Çengilli Beyaz Kilisesi olarak Türkçe isim verilmiş. Beyaz Kilise olarak adlandırılması ise, yapımında kullanılan beyaz malzemeden ötürü olduğu tahmin ediliyor.

Türkler bu toprakları işgal ettikten sonra, 1915’den başlamak üzere ve özellikle 1920’lerden sonra Manastır günden güne tahribata maruz kalmıştır.

Türkiye’de Ermeni eserlerine karşı yok etme politikası hakkında ve Dün ve Bugün muhasebesini yapmak gerekirse tek bir şey söylenebilir; Türkiye’de her bir Ermeni kültürel miras Ermenilerin varlığını çağrıştırır diye yok edilir.

Sonuç olarak, Dün ve Bugün muhasebesini yapmak gerekirse öncelikle söylemek gerekir ki dün Ermenistan’da yani Batı Ermenistan’da ve tüm Osmanlı içerisindeki (Seçukluler olmak üzere Osmanlı ve Türkler tarafından işgal olunmuş topraklarda) kilise ve manastırların büyük kısmı Ermeni soykırım sırasında yakıldı, yağmalandı ve yok edildi.

Ermeni eserlerine karşı yok etme politikası Türkiye’de cumhuriyet döneminde de sürdü. Çünkü her bir kültürel miras Ermenilerin varlığını çağrıştırıyordu.

Ermenilere karşı devam eden kültürel soykırım kuşkusuz Türk politikasının bir devamıdir.

Yapı, günümüzde tamamıyla tahrip edilip sadece doğu kısmı tonoz ve doğu duvarındaki kemerler seviyesinde kalıntılar görülebiliyor. 400’e yakın odası olduğu Surp Garabet Manastırının taşları Bingöl’e kadar yayıldı. Köylüler, köyün camisi de dâhil olmak üzere tüm yeni yapılaşmalarda bu yapıya ait taşlar kullanıldı.

Üzerinde kabartma olan taşlarıyla ünlü Ermeni Manastırın taşları tüm bölgede kullanıldı. Bingöl’ün Solhan ilçesi ilçe merkezinde 1950 yılından yapılan iş merkezinde, manastırın taşlarının kullanıldığı belirgin bir şekilde görükmede. Taşlarda bulunan, kabartama aslan figürleri dikkat çekmekte.

Bingöl’ün Solhan ilçesinde bir iş merkezi duvarında bulunan üzerinde Ermenice 11 Mayıs 1821 tarihinde yapıldığı yazılan Çeşme taşına şu sözler kazılmış; “Şuşan ve Nahabed anısına Agilli Zakarya Oğulları Bay Stepan, by Aavedis ve Hüdaverdi ağanın anılarına sunulmuştur. ‘Adillerin anısı kutsal olsun’ Amin”.

Dün, yani 1950’li yıllara dek ayakta bulunan Manastır son derece süslü taşları var iken, bugün hepsi yıkık, çalınmıştır.

Yokedilen değerler içerisinde, yeri doldurulamaz eserler de mevcuttur, örneğin değerli taşlarla süslenmiş birçok nadide el yazması.

Manastırın en önemli kiliseleri Surp Sdepanos ve Surp Garabed bu iki yapı da 20’inci yüzyılın başlarında yıkıkmış, bugün ise tamamen yok olmuştur.

Dün ve Bugününü, 2 fotoğraflarla, ortaya çıkarılan Surp Garabed manastırın son yıllarda nasıl değiştiğini belgeliyor.

Manastırın eski ve yeni resimleri karşılaştırıldığınızda, Türkler tarihe toplum olarak ne kadar önem verdiklerini göstermektedir.

Aşağda bulunan çift fotoğraf bir gerçeği görsel olarak sunmak üzere eşleştirilmiş.

İlk foto; 1923’de görüken haliyle gösteriliyor. Hemen yanıbaşında ise aynı yeri günümüz haliyle görüyoruz.

Dün ve bugününü ve bu arada oluşmuş bazen nefes kesen, bazen sarsan ama kesinlikle şaşırtan değişimi inanılmaz fotoğraf ile göstermek istedik.

Fotoğraflar bize sadecde gerçeği sunuyor ve bunlara bakarak birden fazla kilisesi olan muhteşem Homoros Manastırın dünü ve bugününü göstermekteydir, nitekim sonuç çıkartmayı da sayın okuyucularımıza bırakıyoruz.

Faktör 301

 

Kaynakça

Küçük Ermeni Ansiklopedisi, III. Cilt, Yerevan, 1999.

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.