Print Shortlink

Aram Manugyan, Ermenistan’ın bağımsızlığının yaratıcısı ve Ermeni devletinin kurucusu

2012 Mayıs 28

 

Nazaret Berberyan

Ermeni halkı, Ocak ayının 29’unda, modern zamanların Ermenistan’ının bağımsızlığının yaratıcısı ve Ermeni devletinin kurucusu olup, Ermenilerin binlerce yıllık tarihinde ölümsüzleşmiş en büyük evlatlarından biri olan ARAM’ın hatırasını anmaktadır.

Gençlik yıllarından itibaren Ermeni halkı ve Ermenistan’ın hürriyeti için dinmeyen bir mücadele ve korkusuz çatışma alanına atılan Aram, hayatını bu uğurda harcayıp, Ermenistan dağlarının yüce ve mağrur sertliği ve dayanıklılığıyla bütünleşmiş karakteri, idealizmi ve mücadeleciğiyle modern Ermeni tarihinin şafağına kendi özgün damgasını vurmuştur.

Kader, eşsiz Aram’a ancak kırk yıllık bir yaşam bahşetmiş olmasına rağmen, Şuşi’den başlayarak, Gars (Kars), Van ve nihayetinde Yerevan’da noktalanan hayatında Ermeni milli kurtuluş mücadelesi idealının askeri, Ermeni halkının muharebe rönesansının milli komutanı ve Ermenistan’ın bağımsızlığının yaratıcısı, Ermeni nesillerine, ebedi esin kaynağı olmaya layık hayatını ve cesaretini miras bıraktı.

Aralık 1917’nin dönüşüm anı, Aram’ın kahramanlık destanının zirvesi ve yoğunlaşması olmuştur. Bolşevik devrimi sonucunda ve Lenin’in seciyesiz çağrısıyla, topraklarımız üzerinde yüz yıldan fazla hâkimiyet sağlamış olan Rus ordusu, Ermenistan’ın sınırlarını terk edip, güruh halinde Rusya’ya kaçarak, Ermeni halkını ve Ermenistan’ın son parçalarını soykırımcı Türk ordusuyla karşı karşıya bıraktı. Bu kader anında Yerevan’da toplanmış ve mülteci durumuna düşmüş olan Ermeni köylüsü ile Ermeni gönüllü birlikleri gözlerini Aram’a yöneltip, iliklerine kadar demokrat ve sosyalist Aram’ı “diktatör” ilan ederek Ermenistan’ın ve Ermeni halkının kaderinin belirleneceği son çatışmanın yönetimini Aram’ın sarsılmaz iradesi ve mücadeleciliğine teslim ettiler.

Aram, beş aydan fazla süren ve Ermeni halkının tarihi rönesansını ifade eden bu hayati çatışmaları layıkıyla yönetip, modern Ermenistan’ın bağımsızlığının yaratılmasını ve Ermeni milli devletinin kuruluşunu Sartarabad zaferiyle taçlandırdı.

Şecaatin yitirimsiz şerefine ermiş olan Aram, Ocak 1919’un o gününde, Yerevan’da bulunan gösterişsiz evinde tifodan hastalanmış ve bedenen zayıf düşmüş bir halde, gözlerini ebediyen kapadı. Aram’ın ölümüyle bağımsızlığını yeni elde etmiş Ermenistan Cumhuriyeti, halkın milli-toplumsal iç birliğini koruyan ve mücadeleciliğini düzenleyerek öndelik yapan yeri doldurulamaz birini kaybetti.

Yeni elde edilmiş bağımsızlığımızın örsü ve ruhu olan bu bulunmaz idealist görevli, Taşnag karakteri ve milli-ideal prensipleriyle, Sartarabad destanlarını yaratmış “diktatör” yetkilerini terk ederek, başbakan H. Kaçaznuni’nin başkanlığını yaptığı ilk hükümette içişleri bakanı görevini üstlenmişti.

Aram’ın talihsiz ölümü üzerinden 93 yıl geçmiş olmasına rağmen, onun nurlu görüntüsü, idealist nefesi ve vatansever uğraşı, nesillerimizi Ermeni milletinin, vatanın ve devletin korunması ve kurtuluşu için en büyük fedakârlıkları yapmaya hazır olma yönünde sarsılmaz talimatı ve örneğiyle esin kaynağı olmaya devam etmektedir.

Ateşle imtihanın ardından yeni-yeni Aram ismini elde etmiş ve olan genç Sergey Hovhannisyan’ı ilham kaynağı olarak kabul etmemek mümkün mü? Bu genç, Ermeni halkının mücadeleciliğinin tapınımıyla hatıra defterine şöyle yazmaktaydı.

“Çoğunlukla eğitimden yoksun olan basit insanları, köylüleri yıllarca bu eziyetlere dayanmaya iten o büyük sırrı, o büyük gücü anlamıyordum. Entelektüeller için, ideal ve ideoloji deniyor, diğerleri içinse, bu denli fedakârlık isteyen gizemli ve anlaşılmaz bir güç olarak vatanseverliği kabul etmek gerekir”.

Bu büyük sırrın ve pazarlıksız vatanseverliğin mucizevî gücü Aram sayesinde vücut buldu ve diğerlerini etkiledi.

Aram Manugyan adı, modern zamanların, Ermeni halkının anlını taçlandıran aydınlık, ebedi parlayan yıldızlardan biri sayılabilecek büyük işlerle anılacaktır.

Asıl adı Sergey Hovhannisyan olan Aram, 1879 yılında Ğapan’ın Zeyva Köyü’nde doğmuş olan kahraman Zankezur bölgesinin evladıdır. Zamanın mili eğitiminin ve devrimci gelişimin şekillendirildiği Şuşi okulunu bitirir. Aram, daha genç yaşta fikren ve ruhen ülkesinin çağrısına kapılıp eğitimine devam etmez.

Okul yıllarında Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF-Taşnagtsutyün) partisine üye olan Aram, Transkafkasya’nın petrol merkezindeki gurbetçi Ermeni işçileri milli-devrimci temrin ve teşkilatlandırma göreviyle 1901 yılında Bakû’ye gönderilir.

Aram’ın yüreği, Ermeni milli kurtuluş mücadelesine bilfiil katılma düşüncesiyle vatana gitme fikrinin ateşiyle yanmasına rağmen, Bakû EDF Merkez Komitesi, derin ideolojik heyecana ve büyük teşkilatlandırma yeteneğine sahip genç Aram’ı, vatana gidecek yeminlileri hazırlamaya yönelik ve sorumluluk isteyen işi meydana getirmesi için orda tutmayı yeğler.

Aram, 1903 yılında, vatana gitme göreviyle Gars’ı ziyaret eder. Lakin Gars teşkilatının yöneticileri de, Ermeni gençliğini etrafında toplama ve çalıştırma konusunda doğuştan kabiliyetli olan bu genci yanlarında tutmayı yeğler.

Aram, bir yıl Gars’ta kalır, fakat sınırı geçenler için ideolojik ve efor hazırlığı ile silah sevkiyatını daha verimli düzenleme açısından o denli önemli işler gerçekleştirir ki, bu ilk Taşnag faaliyetleri sonucunda Gars Sergey’i olarak ünlenir.

Nihayet, 1904 yılında sınırı geçip Van’a, oradan da Sasun’a geçme izni alır. Lakin hayatı yeniden farklı şekillenir. Vanlılar, artık Aram ismini almış Taşnag görevlisine sıkı sıkıya sarılır ve Aram 1916 yılına kadar, kısa kesintiler haricinde, Vasburagan bölgesinde yaşar ve çalışır.

Van’da görev yaptığı bu uzun süre, milli-siyasi çalışmalarının sağlam bir kaidesi olarak, Aram’ın hayatında önemli bir yer tutmaktadır.

Aram, EDF’nin Daron-Vasburagan teşkilatı haricinde, tüm Vasburagan Ermenileri arasında da Ermenistan’ı ve Ermeniliği her şeyden üstün tutma, milli ve toplumsal çıkarların savunmasını her prensipten ve kuraldan üstün kabul etme konusundaki ideolojik prensibini yaymıştır.

Osmanlı hükümetinin gözündeki diken olan Aram, nefret edildiği ölçüde, Van’dan gelip geçen Türk ve Kürt beyler ve paşalar tarafından saygıya nail olmuştur. Bu o dereceye vardı ki, düşman dahi, Aram’ı en büyük rakibi olarak görerek kendisini “paşa” olarak anmıştır.

Böylece, tarihi iniş çıkışlarla dolu o dönemde Aram’ın, Vasburagan Ermenilerinin toplu gücü ve iradesinin cismi tezahürü olan tereddütsüz liderine dönüşmesini tesadüf olarak kabul etmemek gerek. Milli-siyasi öz teşekkül ve resmi çapta yan teşekküllerin yaratılması açısından Aram, Van’da belirleyici rol oynamıştır. Bunun sonucunda, ruhu ve güçlü elinin Aram olduğu 1915 Van savunması tertiplendi. Böylelikle Aram, Rus ordusu ve Ermeni gönüllü birliklerinin zaferle girişinden sonra, Van yöneticisi olarak tayin edildi ve Vanlılar ile tüm halkın güveni haricinde Rus orduları komutanlığının hayranlığı ve güvenine de mazhar oldu.

Lakin Aram’ın Yerevan’daki çalışmaları, gerçekleştirdiği büyük işler arasında milli ve tarihi açıdan ışıltılı bir şekilde özellikle göze çarpmaktadır.

Aralık 1917’de Yerevan’a gelmesinden 29 Ocak 1919’daki vefatına kadar Aram Manugyan, kelimenin tam anlamıyla Ararad Ovası’nın tüm Ermenilerinin yoğunlaştırılmış mücadeleciğinin temsili olmuştur.

Aram, aylarca süren çabaları ve kitlelerin teveccühünü kazanıp, toparlayarak, düzenli bir korunağa dönüştürme yeteneği sayesinde yetimler, yas, muhacirler, ümitsizlik, saldıran Türklerden dehşet içinde ve Rusya’ya gözünü dikmiş bölük-pörçük Ermenilerle, Ermenistan’ın bağımsızlığını elde ederek, Sartarabad, Paş Abaran ve Karakilise zaferlerini ete kemiğe dönüştürmüştür.

Aram’ın, Ermeni tarihinin bu ölüm-kalım anında Yerevanlı Ermeniler tarafından “diktatör” olarak tayin edilmesi ve milletin geleceğinin kendisine havale edilmesi de tesadüf değildir. Aram, omuzlarına konan bu ağır sorumluluğu layıkıyla yerine getirerek Ermenistan devletini yeniden tesis eden kişi olmuştur.

Arşaluys Astvadzadryan, Aram’ın hayatı ve faaliyetiyle ilgili biyografisinde, Yerevan Özel Komitesi’ni yönettiği günlerle ilgili olarak, 5 Ocak 1918’deki Kutlu Doğuş günlerinde Aram’ın, Milli Meclis adına genel seferberlik ilan ettiğini, halkımızın ise geleneksel Yılbaşı ve Kutlu Doğuş kutlamalarına son vererek, gönüllü olarak ulusal görevlerine sahip çıkmaya koştuğunu anlatmaktadır. Aram’ın yaklaşımı ile düşünce şeklini ifade eden anı-mesajını aşağıda sunmaktayız.

“Benzer şartlarda, halkımız mucizeler yaratabilir. Sorumluluk hissinin, köylümüzün yüreğine yakın olduğunu birçok kereler müşahede ettim. Bu bir bilinç nişanesidir. Herhangi bir mecburiyet olmamasına rağmen, Milli Meclisin bir tek çağrısı ile halk bu aziz günde evini barkını terk edip silâhaltına gitmektedir. Hâlbuki Rus hükümetinin seferberlik çağrısı, korku ve zorbalıkla yerine gelebiliyordu. Oşagan’dan şöyle bir olay anlattılar bugün. Mili Meclisin çağrısı köyle ulaştığında, seferberliğe uygun gençler Vağarşabad’a gidip kaydolmak için hazırlıklar yapar. Tüm savaş esnasında oğlunu çeşitli yollardan seferberlikten azat etmiş olan varlıklı bir kişi, Milli Meclisin çağrısını okuyup oğlunu çağırarak şöyle der, “Oğlum, tanrı artık seni saklamamı kabul etmez. Hazırlan ve tanrı seninle olsun, yolun açık olsun, kimseden geri kalmayasın”.

“Ben bir tek şeyden korkuyorum, bu işi meydana getiremeyip, halkın inancını ve güvenini kaybederek, halkın karşısında ayıplı kalmaktan korkuyorum,- diye devam etmekteydi Aram”.

Bu denli bir borçluluk ve sorumluluk duygusuyla kendi halkına tapan Aram, şüphesiz ki misyonunda başarılı olacaktı, nitekim öyle de oldu.

Ermeni halkı, Aram’ın tarihi çağrısını tek bir vücut gibi dinledi, kendisi, Ermenilerin benzersiz yöneticisi ise halka layıkıyla önderlik yapıp Ermeni halkını vatanın kurulacağı zafere götürdü.

Ermeni halkının askeri dehasının en önemli temsilcilerinden, Mayıs zaferlerinin genel komutanı General Siligyan, Aram’ın yerinin doldurulamaz olduğuna dair sarsılmaz bir inanca sahipti. Rus ordusu tarafından terk edilen Ermeni-Türk sınırının askeri yöneticisi için uygun bir aday bulabilmek niyetiyle 1917 kışında Tiflis’te sert tartışmalar yaşanırken, Aram’ın adaylığına muhalefet ederek, karşılığında kendi adaylığı için inat eden çevrelere General Siligyan şu öğüdü vermekteydi.

“Hoşnutsuz olanlar, Aram’ı  tanımamaktadır. Tanıdıklarında, onun bu göreve uygun TEK kişi olduğu konusunda ikna olacaklardır. Ben neden istifa ediyorum? Çünkü Aram olmadan ben hiçbir şey yapmam. Şimdi de, Aram’a danışmadan hiçbir önemli adım atmamaktayım. Yönetici görevini üzerine aldığında ise yazıhanemi onun yanına taşıyacağım. Aram’da var olanı, hiçbir askeri palto, hiç kimseye veremez”.

Aram, böyle bir ulusal yönetici ve siyasi önder olmuştur. Biyograflar da, amansız hastalığından dolayı hayatını kaybetmemesi durumunda Aram’ın, Ermenistan’ın yeni tarihinin bu devinin, halkımızın milli-toplumsal birliği ve yaşamsallığının iç harcı olan Ermenistan Cumhuriyeti’nin temellerini sağlamlaştırmaya kadir olacağı konusunda hemfikirdir. Henüz yapılacak çok iş vardı, Ermeni halkının toplu iradesi ve gücünü zayıflatan kemiricilere karşı yapacak mücadele çalışmaları vardı ve özellikle de Aram, bu mücadeleyi şerefiyle zafere doğru taşımaya muktedirdi.

Lakin kader, Aram’ın hayatının akışını durdurup, onun ele aldığı büyük işi yarıda kesti. Ermeni halkı, ona layık bir cenaze töreniyle Aram’ı, o denli tapmış olduğu vatan toprağına teslim etti. Arşaluys Astvadzaduryan’ın çok yerinde bir tanımıyla “Aram’ın cenaze töreni, halkın büyük yasının dışavurumuydu. Binlerce insan, en zor günlerde kaderlerini kendisine teslim etmiş oldukları insana saygılarını sunmaya gelmişlerdi. Aram’ın Yerevan için ne ifade etmiş olduğunu ben biliyorum, fakat tabutu konutundan çıkardığımızda gördüğüm manzara, bir an için beni bu büyük kaybın etkisinden sıyırıp hayret uyandırdı. Göz alabildiğine bir kalabalık vardı. Sokak, dam, pencere, balkonlar, geniş bir alan üzerinde her taraf tutulmuştu. Büyüklü küçüklü tüm şehir sokaktaydı. Boğos-Bedros kilisesinden mezarlığa kadar cenaze arabası boş kaldı. Tabutu eller üzerinde götürüyorlardı, taşıyanlar ise genelde, Aram’a karşı özel bir sevgi ve ilgi besleyen Vanlılardı. Taşnagtsutyün Evi önünde konuşmalar yapıldı. Nigol Ağpalyan’ın sözleri müthiş ve unutulmazdı. Mezarlıkta H. Kaçaznuni ve A. Gülhandanyan konuşma yaptı. Ermenistan’ın başkenti o gün derin bir yas içindeydi…”.

Kaynak

Agunk

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.