Print Shortlink

URFA SURP ASDVAZAZİN KATEDRALİ DÜN VE BUGÜN

2012 Mart 27

 

 

Urfa, Yetesia. Giligya’nın (Kilikya) Halep Vilayeti’nde bulunan sancak. 19. yüzyıl sonunda 5 kazaya bölünmüştü. 1913 yılında sancak dahilinde 32600 Ermeni yaşamaktaydı. Sancak merkezi, aynı isimle anılan şehri olmuştur. Eskiden Ermeni (Yukarı) Mezopotamya’ya dâhil olup Yetesia Sancağı olarak anılmakta, aynı adla anılan şehrin çevresini içine almaktaydı. Yeni zamanlarda Urha veya Urfa Sancağı olarak anılmaktaydı.

11. yüzyılda Yetesia beyliğine dâhil olur. Tarihçiler Mateos Urhayetsi, Sımpad Gundstabıl ve diğerleri tarafından anılmaktadır. 20. yüzyıl başında 1326 köyde 150 bin kişi yaşamaktaydı.

Sancakta, Suruç, Surin vs. gibi onlarca Ermeni köyü vardı, bu köylerin birçoğunda kilise ve okul bulunmaktaydı.

18. yüzyılda mimar Sdepanos tarafından Urfa’da çok sayıda yapı inşa edilmiştir.

Balıklı Göl’ün üst kısmında başlayıp kuzeye mezarlığa doğru uzanan bölge Ermeni Mahallesi olarak adlandırılmaktaydı. 20. yüzyılın başında Urfa’dakİ Ermeni Mahallesi’nde 1849’da restore edilen Surp Asdvazazin (Meryem Ana) Katedrali yer alıyordu (başepiskoposluk ile Ermeni Koleji). Üç tarafı ise Türk Mahalleleri ile çevrilmişti.

Ermeni Koleji’nde, 1901 yılında toplam 1140 öğrenci eğitim görüyordu.

Komplekste katedral ve kolejle birlikte Aziz Yuhannes Kilisesi – Aziz Johannes Prodromos Addai Kilisesi (Vaftizci Yahya Kilisesi – Hovannes Mgrdiç – Surp Arakelots) de anılmaktadır.

Ermeni katedrali 457 yılında Piskopos Nona tarafından inşa edilmiştir. Bu yapı aynı zamanda Adalet Sarayı olarak da kullanılmıştır.

Surp Asdvazadzin Katedralinin yapımı kesme taştan kullanılan, dikdörtgen planlı ve üç nefli (sahınlı-bölümlü) ve bazilika plan üslubu düzeninde yapılmıştır. Kilisenin üzeri içten beşik tonoz, dıştan da düz dam ile örtülüdür. Neflerin orta bölümü yan neflerden daha geniş ve daha yüksektir.

Kilise girişi batı yönünde olup, burada yedi bölümlü bir narteks (cemaat yeri) bulunmaktadır. Bu bölüm altı yuvarlak sütuna dayanmaktadır. İbadet mekânı oldukça geniş ölçüde pencerelerle aydınlatılmıştır.

Yapı üzerindeki bu pencerelerin kenarlarında kiliseden kalan yarım sütunlar ve birbirlerine dolanmış ejder kabartmaları bulunmaktadır. Yarım sütunların başlıkları üzerindeki haç taşıyan azizler ve kuş figürleri de bulunmaktadır. Bunun dışında yapı içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamaktadır. Pencere kenarları yılan kabartmalarla doludur.

Kilisenin apsisi yarım kubbelidir. Bunlardan orta apsis yan apsislere beşik tonozlu koridorlarla bağlanmıştır. Apsisler dışarıya çıkıntılı olmayıp, düz bir duvar şeklindedir. Yan apsislere bitişik olarak beşik tonozlu pastoforium (papaz hücreleri) eklenmiştir.

Selahaddin Eyyubi döneminde bu kilisenin üzerine 900–1250 yılları arasında Selahaddin Eyyubi Camisi yapılmıştır. Cami 18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda restore edilmiş, orijinalliğinden kısmen uzaklaşarak Gotik mimariye yakın bir şekil göstermektedir.

Ermenilerin Urfa’dan silinmeleri ve dünyanın dört bir yanına dağılmaları 1895-1896 tarihlerinde Hamidiye Alaylarının saldırıları zamanında başlamaktadır.

Ekim 1895’te, Ermenilere yönelik katliamlar esnasında, düzenli Osmanlı ordu birlikleri ve başıbozuklar tarafından şehir talan edilmiş ve Ermenilere ait dükkânlar tahrip edilmiştir. Ermeni mahallesini (daha yüksekte bulunup, Müslümanların mahallesinden ayrıydı) 50 gün kuşatıp ele geçiremedikten sonra kuşatma kaldırılır ve ordu daha sonra hileyle mahalleye girip 10 bin kişi katleder.

Ermeni Soykırım esnasında Urfa Ermenileri kendilerini savunmuşlardır.

Oradaki varlıkları alman topları yardımı ile Ekim 1915’de sona erdi, Musula, Diyarbekir’e doğru sürüldüler. Yarı yolda, başrahip Ardavazt, Şeytan deresinde şehit edilir.

Osmanlı’nın, Birinci Dünya Savaşı sonundaki yenilgisi neticesinde hayatta kalmış olan Ermeniler evlerine geri dönmüşlerse de, Kemalistlerin saldırıları yüzünden şehri terk etmeye (1923’ye kadar) mecbur olmuşlar, Suriye, Fransa ve kısmen de Doğu Ermenistan’a sığınmışlardır.

Sonuç olarak, Türkiye’de Ermeni eserlerine karşı yok etme politikası hakkında ve Dün ve Bugün muhasebesini yapmak gerekirse öncelikle söylemek gerekir ki dün Ermenistan’da yani Batı Ermenistan’da ve tüm Osmanlı içerisindeki (Selçukluler olmak üzere Osmanlı ve Türkler tarafından işgal olunmuş topraklarda) kilise ve manastırların büyük kısmı Ermeni soykırım sırasında yakıldı, yağmalandı ve yok edildi.

Ermeni eserlerine karşı yok etme politikası Türkiye’de cumhuriyet döneminde de sürdü. Çünkü her bir kültürel miras Ermenilerin varlığını çağrıştırıyordu.

Halil-ür Rahman Gölü’nün kuzeyindeki Vali Fuat Bey Caddesi’nde (Büyükyol-Yeniyol) Vilayet Konukevi’nin karşısında bulunan yapı dün Surp Asvazadzin Katedrali iken, bugün Selahattin Eyyubi Camisi yapılmıştır. Cami 18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda restore edilmiş, orijinalliğinden kısmen uzaklaşarak Gotik mimariye yakın bir şekil göstermektedir.

Dün Kilise girişi batı yönünde bulunmakta olan narteks (cemaat yeri), Camiye çevrildikten sonra ise bugün son cemaat yeri olarak kullanılmakta, kilisenin narteksinden yararlanılarak yapılmıştır.

Ayrıca yarım sütunların başlıkları üzerindeki haç taşıyan azizler ve kuş figürleri de yapının camiye çevrilmesinden sonra sıva ile kapatılmıştır.

Dün kilise olan yapı uzun yıllar harap durumda kalmış ve daha sonra elektrik santrali olarak kullanılmıştır.

Dimdik ayakta kalan yapı, Hristyan ibadeti olmakdan çıkmış ve 28 Mayıs 1993’te (1996) onarımı yapılarak zorla islam kimliğile Selahaddin Eyyubi Camı olarak ibadete açılmıştır.

Dün Komplekste Aziz Yuhannes Kilisesi – Aziz Johannes Prodromos Addai Kilisesi (Vaftizci Yahya Kilisesi – Hovannes Mgrdiç – Surp Arakelots) iken bugün Cumhurieyt Ortaokulu var olmakta.

Aşağda bulunan çift fotoğraf bir gerçeği görsel olarak sunmak üzere eşleştirilmiş.

İlk foto; 1900’ler başında görüken haliyle gösteriliyor. Hemen yanıbaşında ise aynı yeri günümüz haliyle görüyoruz.

Dün ve bugününü ve bu arada oluşmuş bazen nefes kesen, bazen sarsan ama kesinlikle şaşırtan değişimi inanılmaz fotoğraf ile göstermek istedik.

Fotoğraflar bize sadecde gerçeği sunuyor ve bunlara bakarak muhteşem Surp Asdvadzadzin Katedralin dünü ve bugününü göstermekteydir, nitekim sonuç çıkartmayı da sayın okuyucularımıza bırakıyoruz.

Faktör 301

 

Kaynakça

Armenweb

Küçük Ermeni Ansiklopedisi, IV. Cilt, Yerevan, 2003.

Mışag”, sayı 166, 1913.

Urfakultur.gov.tr

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.