Print Shortlink

Ermeni Soykırım yıllarında Ermeni kadınlarının dövmeleri hakkında ‘‘Büyükannenin dövmeleri’’ Belgesel filmi Beyrut’da gösterildi

10 Kasım’da “Büyükannenin dövmeleri” filmi, Beyrut Ermeni Katolik Kurum’un (EKK) ‘‘Hovhannes Boğosyan’’ salonunda gösterildi.

Ermeni Soykırımının 100. Yıl Etkinlikleri kapsamında Lübnan Ermeni Soykırımının 100. Yılın merkezi kurulun tarafından gaerçekleşen “Büyükannenin dövmeleri” filmin gösterimine çok sayıda seyircı katıldı özeliklede gençler.

 

Ermeni Soykırımının unutulmuş kadınlarına ilişkin ‘‘Büyükannenin dövmeleri’’ filmin hem rejisörü hem de prodüseri olan Süzan Hardalyan da gösterimde hazır bulundu.

 

İsveç’de yaşayan Ermeni rejisör Süzan Hardalyan’ın yönettiği “Anneannemin dövmeleri” belgeseli dehşetli konuyu gözler önüne seriyor.

 

‘‘Büyükannenin dövmeleri’’ film Ermeni Soykırımını yaşayan binlerce unutulan kadınların kaderleri ve onların bedenlerinde yapılan dövmelerin sırrı açıklıyor.

 

Niye Büyükannenmin dövmeleri var idi? Niye Büyükannem kürtçe konuşurdu? Niye Büyükannemin yüzü hep gülmez idi? Bizi sevmez idi? Niye Büyükannem ve kız kardeşi sessizce bir tekne hakkında konuşurlardı? Bir adam ve orda olan şeyler hakkında……

 

Bu konular hakında arayişa çıkan yönetmen Hardalyan “Anneannemin dövmeleri” belgeseli ile Ermeni katliamı sırasında yaşanan, şimdiye kadar aydınlanmayan bir kadın dramına ışık tutmaya çalışıyor.

 

Filmin gösterimi öncesinde Süzan Hardalyan’a söz verildi.

 

‘‘Büyükannenin dövmeleri’’ ailenin sırrına götüren bir seyahattir. En nihayet Hanum ninenin mavi dövmelerinin sırrı ortaya çıkıyor.

 

‘‘Büyükanne Türkiye’de kaçırıldı ve onu yıllarca esaret içinde tutarlar. Onu  hayvanları dağladıkları gibi mülk olarak zorla dağlarlar. Bu hikaye beni altüst etti’’ diye konuşdu.

 

‘‘Türkler; Büyükannemin sadece ellerini değil onun kaderini de damgaladı, hatırasına dehşet, utanç ve korku damgasını vurdular…’’ diye anlatmakta Süzan Hardalyan.

 

Film, Ermeni Soykırımı çemberinden geçmiş, bedenlerini satmak durumunda kalan  binlerce unutulmuş kadının sırlarını açıklığa kavuşturmakta. Bu kadınların bedenlerinde diğer insanlardan ayırd edilmelkeri için dövmeler bulunmaktaydı.

 

Süzan Hardalyan ‘‘Hanum nine herkes gibi değildi. Ben onu kötü bir kadın olarak hatırlıyorum. Fiziksel temastan nefret ediyordu. O asla kucaklmayan, öpmeyen ve her zaman ellerindeki dövmeleri saklayan eldiven taşıyan bir büyük anneydi. Bu onun sırrını da saklamaktaydı’’ büyük annesini işte böyle tasvir etmekte.

 

Süzan Hardalyan’ın konuşmasından sonra film yayınlandı.

 

Hardalyan, filmde ninesi gibi kadınlara ilişkin şu bilgileri veriyor: “Hepsi de küçük ve çok güzellerdi. Bazen birden ortadan kayboluyorlardı. Bazen de Arap, Türk ve Kürt erkeklerine satılıyorlardı. Kaçtıklarında tanınmaları için de yüzlerine dövme yapılıyordu. Sağ kurtulan kadınlar yıllarca suskun kaldılar. Bunlardan biri de hep üzgün gördüm ninemdi.”

 

Beyrut’taki Ermeni mahallesinde büyüyen gazetecilikten sonra birçok filme de imza atan Hardalyan ninesini öyküsünü şöyle anlatıyor; “Artık ninemin neden çok iyi Kürtçe konuştuğunu biliyorum. 12 yaşındayken Fırat nehri kıyısında tecavüze uğramış, yardım çığlıklarına gelen bir Kürt erkek tarafından kaçırılmıştı. Bu erkekle 7 yıl yaşamak zorunda kalan ninem bir İngiliz misyonerin yardımıyla kaçabilmiş.”

 

1 saat boyunca Ermeni Soykırımı, Ermeni kızları, Der El-Zor yollarını vb. anlatan “Büyükannenin dövmeleri” belgesel çok hüzünlü, dehşetli ve aynı zamanda kendi tarihimizi anlatmakta.

 

 

 

Faktör 301

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.